Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle İletişim

Ferhat Yildirim
is ve finans - Economicell - Blogcu

<- :: Sonraki Sayfa ->

1/8/2008

Ihracatta sınırları zorluyoruz!!!




Temmuz ayı ihracatı yüzde 38,77 arttı.







İhracat yıllık 127 milyar dolara ulaştı

Geçen ay ihracat, yüzde 38,77'lik artışla 12 milyar 268 milyon 703 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye'nin Temmuz ayında yaptığı ihracatın sektörler bazında yüzde 88,97'si sanayiden, yüzde 8,05'i tarımdan, yüzde 2,99'u ise madencilikten geldi. Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 71,11 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 20,17 payla taşıt araçları ve yan sanayi oluşturdu. 

Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı, yüzde 112,28 ile demir çelik ürünlerinde, ikinci olarak yüzde 83,18 ile tütünde oldu. 

Temmuz ayında ihracatında gerileme yaşanan ürünler yüzde 14,11 ile yaş meyve ve sebze, yüzde 6,86 ile kuru meyve ve mamüllerinde gerçekleşti. 

Miktar olarak en fazla ihracatı aynı ay, 10 milyar 914 milyon 913 bin dolarla sanayi sektörü gerçekleştirdi. Temmuz ayında tarım sektöründe 987 milyon 272 bin dolar, madencilik sektöründe ise 366 milyon 518 bin dolarlık ihracat rakamına ulaşıldı. 

1 milyar dolar ve üzerinde aylık ihracat gerçekleştiren alt sektörler ise 2 milyar 474 milyon 930 bin dolarla taşıt araçları ve yan sanayi, 2 milyar 247 milyon 151 bin dolarla demir çelik ürünleri, 1 milyar 511 milyon 72 bin dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1 milyar 396 milyon 148 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri olarak sıralandı. 

Temmuz ayında Türkiye ihracatında ilk 20 ülke ise Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya, İngiltere, Fransa, Rusya Federasyonu, Romanya, İspanya, Irak, Hollanda, Amerika Birleşik Devletleri, Suudi Arabistan, Bulgaristan, Yunanistan, Ukrayna, Belçika, Katar, Azerbaycan-Nahcıvan, İsrail ve İran olarak sıralandı. İlk 20 ülke, toplam ihracatın yüzde 68,48'ini oluşturdu. Türkiye'nin Temmuz ayında 1 milyar dolar üzerinde ihracat gerçekleştirdiği ülke Almanya oldu. 

İstanbul maden ve metal ihracatçı birlikleri ilk sırada

Temmuz ayında gerçekleştirdikleri ihracata göre ihracatçı birlikleri ise İstanbul Maden ve Metal İhracatçı Birlikleri (İMMİB), Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB), Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB), Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (İİB), Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB), Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB), Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB), Karadeniz İhracatçı Birlikleri (KİB), Antalya İhracatçı Birlikleri (AİB) ve Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği (DKİB) olarak sıralandı. 

Temmuz ayında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan genel sekreterlik, 4 milyar 524 milyon 723 bin dolarla İMMİB, 2 milyar 496 milyon 999 bin dolarla UİB, 1 milyar 637 milyon 624 bin dolarla İTKİB ve 1 milyar 52 milyon 861 dolarlı OAİB oldu. Temmuz ayı ihracatı ile geçen yılın aynı ayına oranla değişimi, 1 Ağustos 2007-31 Temmuz 2008 arasındaki son bir yıllık ihracatın bir önceki yıla oranla değişimi şöyle: 

SEKTÖREL BAZDA İHRACAT KAYIT RAKAMLARI (1.000 DOLAR) 

          

SEKTÖRLER                                 Temmuz    Değişim  2007-2008     Değişim 

------------------------------           ---------  -------  ----------     ------- 

I. TARIM                                        987.272    30,17   7.292.658      28,71 

A. BİTKİSEL ÜRÜNLER               689.930    26,99   5.325.991      25,92 

 Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohum       320.216    50,82   2.097.909      41,93 

 Yaş Meyve ve Sebze                       79.432   -14,11     977.308      18,10 

Meyve Sebze Mamulleri                   102.513    33,03     565.221      21,83 

Kuru Meyve ve Mamulleri                50.367    -6,86     480.162      33,23 

Fındık ve Mamulleri                          74.436     9,33     737.949      18,40 

Zeytin ve Zeytinyağı                         14.019    14,67     110.827     -33,10 

Tütün                                               45.739    83,18     326.939      15,85 

Kesme Çiçek                                   3.208    52,98      29.677       4,13 

B. HAYVANSAL ÜRÜNLER        61.718    36,99     449.650      47,02 

Canlı Hayvan, Su Ürünleri ve M       61.718    36,99     449.650      47,02 

C. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ  235.624    38,50   1.517.017      34,18 

Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünle      235.624    38,50   1.517.017      34,18 

II. SANAYİ                                     10.914.913    39,32  70.155.926      37,37 

A. TARIMA DAYALI İŞLENMİŞ ÜRÜNLE     794.412    12,84   5.639.353      17,59 

Tekstil ve Hammaddeleri                   569.795    14,28   4.270.228      16,26 

Deri ve Deri Mamulleri                      129.792     4,92     731.434      16,18 

Halı                                                   94.826    16,05     637.691      29,27 

B. KİMYEVİ MADDELER VE MAM. 1.396.148    56,29   8.675.716      52,37 

Kimyevi Maddeler ve Mamulleri         1.396.148    56,29   8.675.716      52,37 

C. SANAYİ MAMULLERİ               8.724.353    39,88  55.840.858      37,60 

Hazırgiyim ve Konfeksiyon                 1.511.072     5,11   9.854.127       8,73 

Taşıt Araçları ve Yan Sanayi               2.474.930    36,20  17.133.035      44,28 

Elektrik - Elektronik                           797.576    15,59   5.759.720      22,18 

Makine ve Aksamları                         668.468    39,24   4.319.578      39,14 

Demir ve Demir Dışı Metaller             570.456    30,03   3.877.179      33,82 

Demir Çelik Ürünleri                          2.247.151   112,28  11.808.105      75,37 

Çimento ve Toprak Ürünleri               329.971    58,53   2.156.550      58,04 

Değerli Maden ve Mücevherat          120.049    16,99     880.270      11,26 

Diğer Sanayi Ürünleri                         4.680    18,51      52.295      32,73 

III. MADENCİLİK                         366.518    47,55   1.975.428      36,87 

Madencilik Ürünleri                            366.518    47,55   1.975.428      36,87 

------------------------------------------------------------------------------ 

T O P L A M                            12.268.703    38,77  79.424.012      36,51 



Kaynak:Dünya Gazetesi 

1/6/2008

Havayollarında elektronik bilet dönemi


Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği, bugünden itibaren yüzde 100 elektronik bilet uygulamasına geçiyor.

 

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havayollarında kağıt bilet uygulamasına son vererek, bugünden itibaren yüzde 100 elektronik bilet uygulamasına geçecek. 

IATA'nın 64. yıllık Genel Kurulu ve Dünya Hava Taşımacılığı Zirvesi kapsamında dün Conrad Otel'de gerçekleştirilen basın toplantısında, havayollarında kullanılacak son kağıt bilet, temsili olarak "Emekliye" ayrıldı. 

Toplantıda konuşan IATA Genel Müdürü ve Üst Yönetici Giovanni Bisignani, kağıt biletin artık zamanının dolduğunu, IATA'ya üye 230 hava yolunun 4 yıllık çalışması sonucunda elektronik bilet uygulamasında önemli bir aşamaya gelindiğini bildirdi. 

Bisignani, "1 Haziran'dan itibaren THY yüzde 100 elektronik bilet uygulamasına geçecek. E-bilet uygulamasıyla yılda 3 milyar doların üzerinde tasarruf edilecek" dedi. 

Elektronik bilet uygulamasıyla hem havayollarındaki şirketlere, hem de tüketicilere kolaylık sağlandığını dile getiren Bisignani, bir kağıt bilet ortalama 10 ABD dolarına mal olurken, elektronik biletin ise 1 dolara üretildiğini bildirdi. 

Bisignani, böylece şirketlerin tasarruf ettiğini, tüketicilerin ise elektronik bilet ile bilet kaybetme derdinin sona erdiğini, ayrıca işlemlerin azalarak hızlı seyahat imkanı da sağlanacağını ifade etti. 

Giovanni Bisignani, konuşmasının ardından aralarında THY Genel Müdürü Temel Kotil'in de bulunduğu birçok havayolu şirketinin yöneticileriyle birlikte temsili olarak hazırlanan "son kağıt biletle veda fotoğrafı" çektirdi. 

Bisignani, daha sonra, kağıt biletin üzerindeki yapışkan bandı kaldırarak Retired (emekli) yazısını ortaya çıkardı. 

THY Genel Müdürü Temel Kotil de basın mensuplarının soruları üzerine, kağıt biletlerin emekliye ayrılmasıyla kağıt bilete harcanan paraların yolculara bilet indirimi olarak yansıdığını vurguladı. 

IATA'ya üye 230 havayolu firmasının e-bilet uygulamasına geçmesiyle yıllık 400 milyondan fazla bilet, e-bilet olarak düzenlenecek ve 3 milyar doların üzerinde tasarruf edilecek. 

Daha önce kesilen kağıt biletler geçerli olurken, ABD'deki seyahat acenteleri IATA kapsamında olmadığından bu tarihten itibaren kağıt bilet satmaya devam edecek.

1/6/2008

Yıllık ihracat 120 milyar doları aştı

TİM kayıtlarına göre, ihracat mayısta 12.3 milyar dolar oldu.


İhracat, mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,48 artışla 12 milyar 281 milyon dolara çıktı. Bavul ticareti hariç, mayıs ayı itibariyle son bir yıllık ihracat ise yüzde 28,42 artışla ilk kez 120 milyar doları aşarak, 120 milyar 650 milyon dolara çıktı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, TİM kayıtlarına göre mayıs ayı ihracat rakamlarını Ardahan Halk Eğitim Merkezinde düzenlediği basın toplantısında açıkladı.

Satıcı'nın açıkladığı verilere göre, Ocak-Mayıs döneminde Türkiye'nin ihracatı yüzde 36,36 artışla 55 milyar 73 milyon dolara ulaştı.

Tek düşüş zeytin ve zeytinyağında

Türkiye'nin mayıs ayında yaptığı ihracatın sektörler bazında yüzde 89,05'i sanayiden, yüzde 8,46'sı tarımdan, yüzde 2,49'u ise madencilikten geldi. Sanayi sektörü alt başlığı altında yüzde 69,88 payla ilk sırada yer alan sanayi mamulleri içinde en büyük payı yüzde 20,65 payla taşıt araçları ve yan sanayi oluşturdu.

Mayıs ayında sadece zeytin ve zeytinyağı ihracatında gerileme oldu. Zeytin ve zeytinyağındaki düşüş yüzde 34,41 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde en yüksek ihracat artışı, yüzde 78,09 ile çimento ve toprak ürünleri, ikinci olarak da yüzde 71,21 artışla kimyevi maddeler ve mamullerinde oldu.

Miktar olarak en fazla ihracatı aynı ay, 10 milyar 936 milyon 779 bin dolarla sanayi sektörü gerçekleştirdi. Mayıs ayında tarım sektöründe 1 milyar 39 milyon 171 bin dolar, madencilik sektöründe ise 305 milyon 670 bin dolarlık ihracat rakamına ulaşıldı.

1 milyar dolar ve üzerinde aylık ihracat gerçekleştiren alt sektörler ise 2 milyar 535 milyon 955 bin dolarla taşıt araçları ve yan sanayi, 1 milyar 965 milyon 306 bin dolarla demir çelik ürünleri, 1 milyar 506 milyon 825 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 1 milyar 375 milyon 29 bin dolarla hazır giyim ve konfeksiyon olarak sıralandı.

Mayıs ayında Türkiye ihracatında ilk 20 ülke ise Almanya, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere, Rusya, Fransa, İspanya, Romanya, ABD, Hollanda, Irak, İran, Yunanistan, Bulgaristan, Belçika, Ukrayna, Suudi Arabistan, İsrail, Azerbaycan-Nahcivan ve Çin Halk Cumhuriyeti olarak sıralandı. İlk 20 ülke, toplam ihracatın yüzde 68,53'ünü oluşturdu. Türkiye'nin Mayıs ayında 1 milyar dolar üzerinde ihracat gerçekleştirdiği tek ülke yine Almanya oldu.

Birliklerde lider; İMMİB

Mayıs ayında gerçekleştirdikleri ihracata göre ihracatçı birlikleri ise İstanbul Maden ve Metal İhracatçı Birlikleri (İMMİB), Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB), İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB), Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB), Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (İİB), Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB), Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği (DAİB), Denizli Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (DETKİB), Karadeniz İhracatçı Birlikleri (KİB), Antalya İhracatçı Birlikleri (AİB) ve Doğu Karadeniz İhracatçıları Birliği (DKİB) olarak sıralandı.

Mayıs ayında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan genel sekreterlik, 3 milyar 103 milyon 923 bin dolarla İMMİB, 2 milyar 49 milyon 205 bin dolarla UİB ve 1 milyar 443 milyon 250 bin dolarla İTKİB oldu.

 

Kaynak:Dünya Gazetesi

26/11/2007

Ofis biyolojisi cuma gününü seviyor

Ofis biyolojisi üstüne bir süre önce yazmış olduğum ilk yazı, sizlerden inanılmaz bir ilgi gördü. Öncelikle bir yazar olarak teşekkürler! Sonrasında da bir 'akşam tipi' insan olarak yalnız olmadığımı bir kere daha anlamama yardımcı olduğunuz için teşekkürler! Meğer ne kadar çok kişi varmış böyle de, benim yazımı bekliyorlarmış açılmak için. Neyse ok yaydan çıktı; artık karar yöneticilerin.

Ama biz 'imkânsız görev'e devam diyoruz. Ve bu haftada en verimli hissedilen 'gün'ü sorguluyoruz. Amaç, şu yeterince karmaşık dünyada, vaktimizin çoğunu geçirdiğimiz işyerlerinde daha fazla verim göstermekse, işte ofis biyolojisi hakkında düşünülmesi gereken yeni bir boyut daha. Bu hafta İnsankaynaklari.com'la haftanın en verimli hissedilen günü üzerine yaptığımız araştırma sonucuna göre açık ara farkla kazananı açıklıyorum (azıcık The Cure’un da yardımıyla): “Friday, I’m in love”, yani cuma.

CUMA MI, SALI MI?

Aslında sonuç literatüre göre biraz şaşırtıcı. Çünkü bugüne kadar yapılan tüm araştırmalar, verim açısından cumayı değil, salıyı işaret ediyor. Örneğin, finans ve muhasebe alanında geçici personel firması Accountemps tarafından 2007’de gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, çalışanlar en fazla 'salı' günü üretken oluyor. Accountemps’in anketine cevap veren yöneticilerin yüzde 54’ü çalışanlarının salı günü daha verimli olduklarını belirtmiş. En düşük verim ise yüzde 2’lik skorla 'perşembe' ve 'cuma'nın olmuş.

Gallup Organization tarafından 1991’de Amerikalı çalışanlarla yapılmış benzer bir anket ise, bugüne kadar en fazla ilgi görmüş olan çalışma. Edith Weiner ve Arnold Brown’ın 1993 tarihli 'Ofis Biyolojisi' (Office Biology) adlı kitabında da haftanın günlerinin iş performansını nasıl etkilediğine dair bölümlerde kullanılan bu araştırmada, katılımcıların yüzde 24’ü 'salı' gününü en verimli gün olarak değerlendirmiş. Yüzde 39 ise en düşük verimi 'pazartesi' sağladıklarını ifade etmiş.

London School of Economics’e (LSE) bağlı Ekonomik Performans Merkezi'ne (Center for Economic Performance) ait 2007 tarihli yeni rapordaki sonuçlar da ilginç. Rapor ağırlıklı olarak, İngiltere’nin en kapsamlı araştırmalarından biri olan 'Zaman Kullanımı' (Time Use) araştırmasının 2000’de edinilmiş olan son verileri üzerine detaylı yorum ve öneriler içeriyor. Rapora göre çalışanlar salı, çarşamba ve perşembeleri ortalama 360 dakika (6 saat) çalışıyor. Bu rakam pazartesi için 342’ye, cuma için ise 317’ye düşüyor. Yani insanlar, saat olarak, en fazla haftanın ortasındaki günlerde çalışıyor. Tabii bu durum sektöre göre ciddi farklılıklar gösterebiliyor: 'Otel ve restoran' veya 'perakende' sektörü çalışanları için hafta sonu günleri çalışma oranları da oldukça yüksek.

İlk bakışta “Ya acaba biz Türkler mi farklıyız?” diye düşündürten bu sonuçlar, aslında yine halen cumanın başarısını tam olarak gölgeleyemiyorlar kanımca. Nasıl mı? Gelin tek tek üzerinden geçelim. Accountemps’in araştırması sadece yöneticilerle yapılmış bir araştırma. Yani tecrübe işin içine girse de, yine de öznellik etkin olmuş denebilir. Bir de sadece finans sektöründe yapılmış bir çalışma; ne olursa olsun finans sektörü çalışanları, diğer birçok sektöre göre, haftanın sonuna doğru zihin olarak daha fazla tükenmiş oluyor. 1991 Gallup araştırmasında ise, aslında satır aralarında gizli olan ve bizim araştırmamızla da gün ışığına tam olarak çıkmaya hak kazanmış önemli bir veri var: Araştırmada 18-29 yaş arası çalışanların en fazla üretken olduklarını belirttikleri gün yüzde 23 ile cuma. Gençleşen çalışan nüfus ve Y kuşağının iş hayatında daha fazla yer bulmasıyla değişen iş yaşamı değerleri, 'cuma'nın önlenemez yükselişine taa 1991’de neden olmaya başlamış aslında.

LSE’nin raporuna ise birkaç açıdan yaklaşmak mümkün. İlk olarak yine rapordan bir veriyle başlayalım. Rapora göre verimlilik endikatörlerinden biri, 'işe gelmeme'. İşe gelmeme oranları en yüksek pazartesi iken, hafta sonuna doğru düşüş gösteriyor. Yani cumaları işten kaytarma oldukça düşük. Yine Kuzey Amerika’daki başka çalışmalara göre, yaralanma ve kazalar, haftanın tüm günlerine oranla en yüksek oranda pazartesileri yaşanıyormuş.

Bir de gelin olaya başka bir açıdan bakalım. Uzun çalışmak, verimli çalışmak anlamına gelmiyor. Birçok araştırma, çalışanların aslında herhangi bir gün içinde, verimli çalıştıkları saat sayısının oldukça az olduğunu gösteriyor. Mesela, The Microsoft Office Personal Productivity Challenge (PPC) çalışması. Microsoft’un 2005'te, 200 ülkede yaklaşık 38 bin kişiyle online olarak yaptığı bu araştırmaya göre çalışanlar eskiye göre daha uzun saatler çalıştıklarını, ancak daha az üretken olduklarını söylüyor. Çünkü, konsantrasyon kaybı, tekrar aynı işi yapma, genele göre daha ağır çalışma, işyerinde yorgun hissetme ve boş boş oturma, işe gelme ve çıkış arasında geçen süre ve iyi hissedilmeyen günlerde işe başlamak için geçirilen boş zaman gibi birçok değişken var üretkenliği etkileyen.

Journal of Occupational and Environmental Medicine Dergisi’nde yayımlanan yeni bir makaleye göre, Amerika’da, 'yorgunluk' ve buna bağlı oluşan sağlık problemleri nedeniyle toplam 136 milyar dolarlık bir üretkenlik kaybı oluşuyor her sene. Microsoft’un çalışması ise meselenin 'gün' açısından faturasını kesiyor: Bu boşa giden zamanlar dikkate alındığında, aslında bir çalışan, bir haftada ortalama 3 güne denk düşen saat kadar tam verimle çalışabiliyor. Yani 2 gün çöpe! Yani belki cumaları saat olarak daha 'az' çalışıldığı, herkes için ortak bir doğru olabilir; ama görünen o ki, iş yaşamında yaşanan nesil nöbet değişimleri ve buna paralel yeniden şekillenen genel yaşam ve iş yaşamı 'değer'leri sonucunda, verim açısından daha 'öz' çalışılıyor.


ESNEK SAAT UYGULAMASI ÖNEMLİ

Türkiye Personel Yönetimi Derneği (PERYÖN) Başkanı, Kibar Holding İK Müdürü Yiğit Oğuz Duman: "Özellikle büyük çalışma gruplarında cuma, biraz daha rahat davranılabilen, daha esnek çalışma kurallarının benimsendiği, hepsinden de önemlisi tatil öncesi bir gün. Kişisel görüşüm ise verimlilik ile mutluluk arasında ince bir fark olduğu. Verimlilik anlamında dinç bir pazartesi yorgun bir cumaya göre yine de önde olacaktır.
Çalışanlarımızın verimliliğini artırmak ya da daimi kılmak açısından en önemli araç, performans yönetim sistemimiz. Bu süreçte hem çalışanlarımızın gelişim potansiyellerini onlarla birlikte gözden geçirebiliyor hem de eğitim ve diğer sosyal gelişim alanlarını tespit ederek bu ihtiyaçlara yönelik aktiviteler düzenliyoruz."

ORSA Stratejik Danışmanlık İcra Kurulu Başkanı Salim Kadıbeşegil: "Haftaya özellikle pazartesi öğlenleri başlamayı ve mesaisini de cumaları öğle saatlerinde bitirmeyi adet edinmiş biri olarak haftanın günlerinin verimliliğinden çok, zaman yönetimi planlamasının ne kadar gerçekçi yapıldığını önemsiyorum. Kişisel performansımızın artık her daim en üst düzeylerde olması bekleniyor bizden. Bunun için de zaman yönetimi planlamasına yoğunlaşmamız lazım. Örneğin, bir çok şirkette pazartesi günleri yöneticiler haftalık gündem ve yönetim toplantısı yapar. Oysa yurtdışında bu tür toplantılar haftanın son günü yapılır.

Standart 09:00-17:00 mesaisi birçok şirkette yerini 'Ne zaman istersen o zaman gel çalış. Yeter ki sorumluluğun altındaki işlerde bir aksama olmasın'a dönüştü. İstanbul gibi şehirlerde çalışanların trafikte öldürdüğü zamanı ve bunun neden olduğu verimsizliği hesaba katmak gerekiyor."

Türk Tuborg Carlsberg İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı, Carlsberg Güneydoğu Avrupa İnsan Kaynakları Direktörü Toygan Pulat: "Aslında bu istatistik beni çok şaşırtmadı. Cumaları kalan işleri tamamlamanın ve yeni haftaya temiz bir sayfayla girmenin motivasyonu oluyor. İşleri yetiştirememenin anlamı hafta sonu yapmak durumunda kalmaksa, bu cumaları verimi daha da arttıran bir faktör olabiliyor. Aynı psikolojiyi çalışanlarımızın yıllık izne çıkmadan da yaşadığını görüyoruz. Oldukça organize ve verimli bir şekilde işleri toparlayıp, sonuca götürüyorlar. Biz de şirket olarak sabah saatlerinin daha verimli olduğunu düşünüyoruz. Hangi saatlerin daha verimli olduğu kişiye ve yaptığı işe göre de büyük değişkenlik gösterebilir. Bu sebeple esnek saat uygulamasına geçen birçok şirket var. Bunu belirleme özgürlüğünü çalışanına bırakmak anlamlı bir yaklaşım."

Human Resources Management Kurucu Ortak Aylin Coşkunoğlu Nazlıaka: "'Esnek çalışma saatleri' uygulamasının çalışanların verimliliği üzerinde çok olumlu etkileri var. Sistem tüm dünyada giderek yaygınlaşıyor ama maalesef Türkiye’de pek uygulanamıyor; çünkü işçi sendikaları karşı çıkıyor. Ayrıca modelin uygulanabilmesi için çalışanların haklarını koruyacak yeni düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Çalışma Bakanlığı'nın bir an önce gerekli yasal düzenlemeleri yapmasında fayda var. Çünkü bu modelle çalışan mutluluğu artıyor, hizmet ve üretimden beklenen fayda artışı sağlanıyor, hizmet kalitesi ise azalmıyor."


BİYOLOJİK SAAT

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Milliyet İK ve İnsankaynaklari.com, daha önce çalışanların kendilerini gün içinde hangi saatte daha üretken hissettiklerini araştırmış ve haber Milliyet İK'nın 28 Ekim tarihli sayısında yayımlanmıştı. Bu araştırmaya katılan 16 bin kişinin yüzde 54'ü daha çok sabah saatlerinde üretken olduğunu söylerken yüzde 46'lık kesim öğlen saat 12’den sonra daha iyi olduğuna inandığını belirmişti.


ANKET SONUÇLARI

Haftanın hangi gününde kendinizi daha verimli buluyorsunuz?

Pazartesi (2842 oy) yüzde 13,96
Salı (3202 oy) yüzde 15,73
Çarşamba (3815 oy) yüzde 18,75
Perşembe (1996 oy) yüzde 9,81
Cuma (8497 oy) yüzde 41,75

Katılımcı sayısı: 20352

20/11/2007

Sunum yaparken nelere dikkat etmeli?

Sunum yapacaklara tavsiyeler:

  • Şu önemli gerçeği aklınızdan çıkarmayınız: Millet toplantıya sizi dinlemeye gelir, slayt seyretmeye değil. Slaytlar, sadece konuşmanıza destektir; sizin yerinizi tutmaz.
  • Bazen insanlar konuşmayı unutup, sadece slayt geçirir milletin gözü önünden. Bazen de konuşur, slaytları unutur; onlar perdeye asılı kalır. Bu iki durum da dinleyici açısından rahatsız edicidir. Konuşma, slayt ile senkronize olmalıdır. Bu senkronizasyon sağlanmazsa konuşma, dublajı bozuk filmlere döner.
  • Konuşma sırasında slaytları iyi konuşturunuz. Örneğin, slaytlarda grafik varsa, grafiğin ne anlama geldiğini anlatınız; dinleyicilerin anlayışına bırakmayınız. Kendinizi, müzedeki iyi bir rehber gibi düşününüz. Fikir bahçenizin resimlerinde en önemli gördüğünüz yerleri dinleyicilerinizin dikkatine getiriniz.
     
  • Konuşma senaryonuzu iyi yazınız. Girişte ne anlatacağınızı özetleyiniz, sonuçta da ne anlattığınızı. Milletin aklında en çok bu iki bölüm kalır. Senaryo tam ve akıcı olmalıdır. Eğer akıcılığı sağlayamazsanız, sizi dinleme yolculuğuna çıkmış olanlar, son durağa gelmeden yolda inenler. 
  • Başlangıç önemlidir. Konuşmaya giriş ilgi uyandırmalıdır. Girişi, renkli yapınız. Örneğin, bir güzel anekdot, bir fıkra veya bir karikatürle bu olabilir. Ama bunda çok dikkatli olmak zorundasınız. Bazı konuşmacılar bunu bir zorunluluk olarak görürler ve fıkrayı zoraki bir vazife gibi anlatırlar; bu nedenle zorlanırlar. Baştaki bu renkli girişin konuyla bağlantısı olmalıdır. Yoksa, "Al sana bir kaya, nerene dayarsan daya" deyişine örnek teşkil eder. Eğer içinizden gelmiyorsa, fıkra anlatmayınız, konuşmanıza mizah katmaya kalkmayınız. Mizah, paraşüt gibidir; zamanında açılmazsa işe yaramaz. Bu nedenle mizahın zamanlamasını iyi yapınız .
  • Elinizde ufak bir not kağıdı olsun. Bu not kağıdında, konuşmanızda söz edeceğiniz hatırlatıcılar, ip uçları olmalıdır. Aslında daha akıllısı, slaytları not kağıdı gibi kullanmayı bilmektir.
  • Konuşma metnini konuşma sonunda dağıtınız, başında değil. Başta dağıtırsanız konuşmanızdaki sürprizler bozulabilir. Dinleyicileriniz, "Nasılsa konuşma var" diye sizi doğru dürüst dinlemeyebilirler.
  • Her duruma hazır olunuz. Örneğin projektör çalışmayabilir, bilgisayar ile uyum sağlamayabilir. Lojistik olarak bir B planınız olsun ki, krizi atlatabilesiniz. Eğer bu durumlara hazır olursanız panik yapmazsınız. Ama en iyi kriz yönetimi, kriz olmasını önlemektir. Bu nedenle, mümkünse konuşmadan on beş dakika önce tüm hazırlıkları bir kez daha gözden geçiriniz.
  • Mümkünse dinleyici sorularını konuşmanızdan sonra cevaplayınız. Böylece konuşmanın akışı bozulmaz; rahat edersiniz. Hem de annesinden erken doğmuş, aceleci tipler, sorularının cevabını konuşmanızın ilerleyen bölümlerinde bulabilirler. Böylece sorulacak soru sayısı da az olur, boş yere yorulmazsınız.
  • Konuşma sırasında dinleyicilerle göz temasını kaybetmeyiniz. Bazen insanlar mahcup gelinler gibi davranır, dinleyicilerin yüzüne bakamazlar. Dinleyicilerin gözlerine çekinmeden bakınız, gözlerine kilitlendiğinizi hissetiniz..Modemin yeşil ışığı sabitlendiğinde iki bilgisayar arasında iletişim kurulmuş demektir. Bu anlamda tüm dinleyicilerin gözleri yeşil olmalıdır. Onların gözlerinden kulaklarından beyinlerine ve yüreklerine girmeniz gerektiğini unutmayınız.
  • Yetişkinlerin dikkatleri en fazla 20 dakikadır. Konuşmanız uzunsa yirmi dakikada bir "olay" yaratarak dikkatleri yeniden toplayınız. Uyuyanları uyandırınız. Bu bir fıkra, bir yaşanmış deneyim, dinleyiciye soru sorma ve benzeri bir şey olabilir. Ama bunu da konuşmanın doğal akışı içinde yapınız.
  • Son söz olarak şunu söyleyeyim, anlattığınız konuyu çok iyi bilmelisiniz. Bilmek yetmez; işinizi yukarıdaki dostumuz gibi ciddiye alıp sunumunuza iyi hazırlanmalısınız. Biliyorsanız ve hazırsanız, her şey iyi gider, merak etmeyiniz.

<- :: Sonraki Sayfa ->

Guestbook
My Guestbook