Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle İletişim

Ferhat Yildirim
Haber - Economicell - Blogcu

<- :: Sonraki Sayfa ->

5/11/2007

Washington: Irak hükümetini alkışlıyoruz

Bir ekonomi gazetesindeki başlık  şöyle:Washington: Irak hükümetini alkışlıyoruz

 

Ben yazıyı aynen ileteyim yorumlar sizden....

 

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, irtibat kesilen 8 Türk askerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine katılmasının ABD tarafından memnuniyetle karşılandığını bildirdi.

McCormack tarafından yayınlanan açıklamada, "8 Türk askeri, Iraklı yetkililere teslim edildi. Iraklı yetkililer de daha sonra bu askerleri, Türk makamlarına transfer etmek üzere ABD askeri personeline verdi. Irak hükümetinin çabalarını alkışlıyoruz. Türkiye, Irak ve ABD'nin ortak düşmanı PKK ile savaşta, Irak ve Türkiye arasındaki son işbirliğinin devamı ve derinleştirilmesi çağrısında bulunuyoruz" ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın, İstanbul'da, Türk ve Iraklı muadilleriyle bir araya geldiği ve terörizme karşı işbirliğini artırma yollarını ele aldığı belirtildi. McCormack, "Terörist bir örgüt olarak PKK'yı kınadığımızı bir kez daha tekrar ediyoruz ve PKK'yı, terörist eylemlerini kesip, koşulsuz olarak silah bırakmaya çağırıyoruz" dedi.

30/10/2007

Türkiye, savunma harcamalarında Ortadoğu'da 'dördüncü

Türkiye, savunma harcamaları açısından, Ortadoğu'daki 10 ülke arasında dördüncü, Avrupa ülkeleri arasında da beşinci sırada bulunuyor.

Ortadoğu'daki en yüksek savunma harcamasını İran yapıyor. Bu ülkeyi Suudi Arabistan izliyor. İsrail, 27,2 milyar dolarlık savunma harcamasıyla, bölgede üçüncü sırada yer alıyor. Savunma harcamalarına ortalama 9,9 milyar dolar harcayan Türkiye, Ortadoğu ülkeleri arasında savunma harcamaları açısından dördüncü sırada bulunuyor.

Suriye 6 milyar dolar ile 5., Kuveyt 4,8 milyar dolar ile 6., Mısır 3,3 milyar dolar ile 7., Umman 2,7 milyar dolarla 8., Birleşik Arap Emirlikleri 2,5 milyar dolar ile 9., Ürdün ise 800 milyon dolarlık savunma harcamasıyla son sırada.

Avrupa'da silahlı kuvvetler mevcudu açısından birinci sırada yer alan Türkiye, savunma harcamaları açısından ise 5. sırada bulunuyor.

Avrupa'da en çok savunma harcamasını İngiltere yaparken, bu ülkeyi Fransa, Almanya ve İtalya izliyor. Türkiye, İtalya'dan sonra 5. sırada İspanya'nın önünde yer alıyor.

Bu arada, İsrail'in savunma harcamaları 27,2 milyar dolar ile İspanya, Polonya, Yunanistan, Norveç ve Hollanda'nın toplam savunma harcamalarının çok üzerinde yer alıyor.

19/10/2007

Beyaz Saray'dan 'Üçüncü Dünya Savaşı' uyarısı

Nette gezinirken şöyle bir başlık gözüme çarptı.Ekonomi ve Politika gazetelerinden biri Başlığı aynen yukarıdaki gibi vermiş.

Bu Amerika ki Türkiyenin K.Iraka girmesinde karşı çıkan Amerika.İranın nükleer silah geliştirmesine niçin karşı çıkıyor.Halbuki yıllardır teröre bu denli kurban veren Türkiye iken...

 Peki durum böyleyken Amerikanın veryansını ne için?

 

Tabiri caizse kuyruk acısı.

 

Haberin devamı şöyle:

 

 WASHINGTON - Beyaz Saray, ABD Başkanı George Bush'un, "Üçüncü Dünya Savaşı'nın çıkmasını istemiyorsak İran'ın nükleer silaha sahip olmasını engellemeliyiz" şeklindeki sözünü, "Başkan önemli bir noktaya dikkati çekti" diyerek savundu.

Beyaz Saray sözcüsü Dana Perino, Bush'un bu sözünden, savaş planı yaptığı anlamının çıkartılamayacağını, sadece bir noktaya dikkat çektiğini söyledi.

Perino, Bush'un, İran'ın nükleer silah sahibi olması halinde, Üçüncü Dünya Savaşı'na neden olabilecek çok tehlikeli bir duruma gelineceğini ifade ettiğini belirtti.

Bush, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, "İsrail'i imha etmek istediğini söyleyen İranlı bir liderimiz var. Bu nedenle dünya liderlerine şunu söyledim: 'Üçüncü Dünya Savaşı patlasın istemiyorsanız, İran'ı nükleer bomba yapmak için gereken bilgileri ele geçirmekten alıkoymalısınız'' diye konuşmuştu.

6/10/2007

Media Markt Afişleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Media Markt'ın İstabul'da şimdilik şu reklam sloganlarını kullandı:

 

"İmkân olsa 25 Eylül'den itibaren sende Hans ve Helga gibi ucuza alman mı?"

 

"Bu kadar zevksiz Almanlar nasıl bu kadar çok aleti alabiliyor?"

 

 

Bakalım Media Markt Türkiye'de de aynı agresif kampanyayı sürdürebilecek mi? Eğer böyle bir şey olursa, Medya Markt'ın ikinci kez kapılarının pencerelerinin izdiham nedeniyle kırılması mümkün mu?

26/9/2007

Türkiye hangi Malezya gibi olur!

“Türkiye Malezya olur mu” tartışmasını dikkate alan üç büyük gazete, Hürriyet, Milliyet ve Sabah Malezya’yı tanıtan yazı dizilerine başladı. Ancak her gazete Malezya’nın başka bir yönünü öne çıkarıyor.
Türkiye’nin “İslam ülkesi olma yolunda ılımlı İslam ülkesi olup olmadığı” tartışmasının Malezya üzerinden yapılması, ABD eski Dışişleri Bakanı Richard Holbrooke’un geçen ay Türkiye’yi “Malezya’dan sonra ikinci ılımlı İslam ülkesi” diye tanıtmasıyla başladı. Ardından Prof. Şerif Mardin’in Hürriyet gazetesinde yayınlanan röportajı geldi. Mardin, Ayşe Arman’ın “Yani bir gün Malezya olur muyuz, olmaz mıyız? Olmayız, deyip, içimizi rahatlatır mısınız lütfen...” sözlerine “Rahatlatamam. Çünkü olmayız diye bir söz veremem. Kimse veremez” yanıtı verdi. Hürriyet röportajı “Türkiye Malezya olmaz, diyemem” sözleriyle manşete taşıyınca Türkiye-Malezya benzer mi, benzemez mi tartışması tırmandı. Üç büyük gazete, Malezya’yı tanıtan yazı dizilerine başladı. Ancak üç gazeteden üç farklı Malezya portresi çıkıyor.
Türkiye-Malezya benzetmesine tepki


HÜRRİYET’İN MALEZYASI TEHLİKELİ

Malezya’ya muhabir ve fotomuhabiri gönderen Hürriyet, ülkeyi anlatan haberini “10 yıl önce biz de olmaz diyorduk” başlığıyla manşetten verdi. Bu ifadeler, Malezya’da “laiklik mücadelesi veren” Avukat Malik İmtiaz’a ait. İmtiaz’ın birinci sayfaya yansıyan görüşleri şöyle:”Malezya’da bugün geldiğimiz noktayı bundan 10 yıl önce ben de hayal edemezdim. 3 yıl önce İstanbul’da, bazı entelektüellere ‘Türkiye İslamlaşıyor’ dedim. Bana ‘Bu mümkün değil, Türkiye’nin subapları var’ dediler. 22 Temmuz seçim sonuçları beni haklı çıkardı.”
‘Neden’de anayasa ve mahalle baskısı tartışıldı

Avukat İmtiaz’ın böyle giderse 5-10 yıl sonra Malezya’nın İran, Türkiye’nin de Malezya olacağı ifadesine de yer veren gazete, birinci sayfadan 3 fotoğrafla haberini zenginleştiriyor. Blucinli ve türbanlı genç kızları gösteren fotoğrafın yanında, sınıfta beyaz çarşaflarla oturan öğrencileri gösteren fotoğrafın altındaki yazı şöyle: 7 yaşında tesettür: Burası Kuala Lumpur’da din eğitimi veren Agama Darul Ulum İlkokulu. Okulda 7-13 yaş arası 250 öğrenci eğitim görüyor. İçeri bir erkek girdiğinde sınıf ‘Selamünaleyküm’ diye bağırıyor.”
Birinci sayfadan verilen bir başka fotoğraf da, İslam Üniversitesi’nde, kızlar için ayrı, erkekler için ayrı mekanları gösteren oklar...

MİLLİYET’İN MALEZYASI HEM UZAK, HEM YAKIN
Milliyet gazetesi, Malezya’yı köşe yazarı Ece Temelkuran’ın yazı dizisiyle tanıtıyor. Bugün başlayan bölümünü “Hem yakın hem uzak” başlığıyla sürmanşetten duyuran gazete, birinci sayfada şu değerlendirmeyi yapıyor:
Milliyet gazetesinin fotoğrafı.

“Malezya’da siyasi İslam’ın tırmanma biçimi, Türkiye ile bazı benzerlikler gösteriyor. Bu yükselişin gündelik hayata yansımasında ise önemli farklılıklar göze çarpıyor.”

“Yakın Çünkü” başlığı altında Malezya’da da siyasi İslam yükselirken laikliği savunan kesimin cendereye sokulduğu, Türkiye’de olduğu gibi onların da “antidemokrat” olmak ve “kişisel tercihlere saygı göstermemekle” suçlandığı belirtilerek şöyle deniyor: “Malezya’da bir ilkokula bakınca bu kişisel seçimlerin ne kadar kişisel olduğunu soruyor insan kendine. Okul dışında başörtüsü çıkarması ‘serbest’ olan çocuklara bakınca. İslami hareketin Türkiye’dekini akla getiren bir ‘tırmanışı’ var. Bu tırmanış, siyasal İslam’ın yükselişe geçtiği her yerde olduğu gibi ‘sıkılmış diş macunu’na benziyor; yani geri dönüşü yok.”

“Uzak Çünkü” başlığı altında ise, şöyle deniyor: “Malezya’da mücadele Türkiye’deki gibi ‘varoş-merkez’ mücadelesi değil. Malezya’da İslam varoşlardan merkeze doğru yükselmiyor. Orta sınıf olmuş Malaylar sayesinde yaygınlaşıyor. Türkiye’deki kamusal-özel alan tartışması Malezya’da tam tersi. Malay bir kadın memur, kamusal alanda üniformasının parçası olarak başörtüsü takar ama işten çıkınca da çıkarabilir.”

Gazetenin sürmanşetten 6 sütuna yayınladığı fotoğrafta ise; beyaz çarşaflı ilkokul çocuklarını gösteriyor. Fotoğraf şu notla veriliyor: Oruç talimi ve mahalle baskısı: Ramazanda ilkokul çocukları sabah 07.00’den 13.00’e kadar aç bırakılıyor. Malayların gittiği ilkokuldan tesettürlü kız çocukları çıkıyorlar. “Hiçbir şey mecburi değil” diyor müdür. Başörtüsü de okul kapısının dışında “çıkarılabiliyormuş” mesela. Ama bir-iki kız haricinde kimse çıkarmıyor.

SABAH’IN MALEZYASI’NDA MİNİ ETEKLİLER
Sabah gazetesi ise Malezya dizisini birinci sayfasında “Minili de var, çarşaflı da” başlığıyla duyurdu. Aktüel dergisinin hazırladığı yazı dizisini yayınlayan gazete şöyle diyor: “Anayasa laik. Ama eyaletlerde şeriat da var, şeriat mahkemeleri de. Sokakta başı açıkla türbanlı yan yana. Geceleri Filipinli ve Taylandlı fahişeler turistleri eğlendiriyor.”

Haberi destekleyen iki de fotoğraf var, Sabah’ta. Mini etekli kızlar ve peçesini aralayıp yemek yemeye çalışan kara çarşaflı bir kızın fotoğrafları üst üste konmuş, üzerinde “İşte Malezya’nın iki farklı yüzü” yazıyor.
Sabah gazetesinin fotoğrafı.

Sabah “Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’de çok kimse, benzemeye korktuğu ya da benzemek istediği şeyi pek fazla tanımıyor” notu ile, Türkiye’nin gitgide Malezya’ya benzeyeceği iddiasına yakınlaşmadan, ülkenin sosyo-politik yapısı ve ekonomik durumuna ilişkin bilgiler de veriyor.

<- :: Sonraki Sayfa ->

Guestbook
My Guestbook